VERGİDE GÜNDEM
İçindekiler
Toggle1. 7582 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlandı
01.07.2026 tarih ve 33297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7587 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile; vergi mevzuatında düzenlemeler yapıldı.
Anılan Kanunla yapılan söz konusu vergisel düzenlemeler aşağıdaki gibidir:
- Anayasa Mahkemesinin İptal kararı gereği değiştirilen Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesi
Bu Kanunun 9. maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun elektronik tebligatı düzenleyen 107/A maddesi baştan sona yeniden düzenlendi. Bu değişiklikle Anayasa Mahkemesinin 15/01/2026 tarih ve 2025/94E sayılı İptal kararı doğrultusunda (kapsam, yetki sınırı ve sistemden çıkış şartları vs) elektronik tebligat sistemine ilişkin temel ilke ve esasların kanun düzeyinde belirlenmesi sağlanmıştır.
Bu yasal düzenlemeye göre;
- Kurumlar vergisi mükellefleri,
- Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,
- Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,
- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.
elektronik tebligat sistemini kullanmak mecburiyetindedir.
Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.
Bu yasal düzenleme kapsamı dışında kalanlar ise talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine kullanabilecektir.
Engellilik oranı %90 veya bu oranın üzerinde olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemini kullanma mecburiyeti bulunmamaktadır.
Bu yasal düzenlemede, elektronik tebligat sisteminden nasıl çıkılacağına ilişkin usul de belirlenmiş olup buna göre;
- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak sistemden çıkarılır.
- Diğer tüzel kişiler tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak sistemden çıkarılır.
- Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır. Zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
- İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
- 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
Elektronik ortamda yapılan tebligat, tebliğin elektronik tebligat sistemiyle muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacaktır.
Bu Kanunun 11. maddesiyle Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 38. madde uyarınca, 01.07.2026 tarihinden önce Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dahil olanlar, yeni bir başvuruya gerek olmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam edebilecektir.
- Taksiyle Yolcu Taşımacılığında Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti
Bu Kanunun 5. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 113. maddesine yapılan eklemeyle; taksi mali cihaz kullanımının zorunlu hale getirildiği sistemde hasılatın elektronik ortamda izlenebilir hale gelmesi dikkate alınarak, bu mükelleflerin de hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden yararlanabilmelerine olanak sağlanmıştır.
- Ticari plaka satışından doğan kazançlara uygulanacak gelir vergisi ve KDV istisnası
Bu yasal düzenlemenin 6. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 94. maddeyle, ticari kazancı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, 01/07/2026 tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan kazançlar gelir vergisinden istisna edilmiştir.
Yine bu yasal düzenlemenin 17. maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-a maddesinde yapılan değişiklikle, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 94. maddesi kapsamındaki gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin 01.07.2026 tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri de KDV’den istisna edilmiştir.
- Biletle Girilen Yerlerde Gençlere ve Öğrencilere Eğlence Vergisi İstisnası
Bu Kanunun 14. maddesi ile Belediye Gelirleri Kanununun 19. maddesine yapılan eklemeyle, biletle girilen yerlerde 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişilere düzenlenen biletler için eğlence vergisi alınmayacağı kurala bağlanmıştır
- Akaryakıt ve Benzeri Piyasalarda Teminat Yetkisinin Artırılması
Akaryakıt, LPG ve benzeri lisansa tabi piyasalarda işlem hacminin büyüklüğü, ürünlerin kolay el değiştirebilmesi ve geçmiş uygulamalarda sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımının yaygınlığı nedeniyle vergi güvenliği açısından yüksek risk bulunmaktadır.
Bu nedenle, vergi güvenliği açısından risk oluşturan mükellefler bakımından daha etkin ve caydırıcı bir teminat mekanizması kurulması amacıyla, bu kanunun 10. maddesiyle Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yapılan değişiklikle, Hazine ve Maliye Bakanlığına tanınan teminat tutarlarını artırma yetkisi iki katından beş katına çıkarılmıştır.
- Petrol Piyasası Kanunu’nda Lisans Tedbirlerine ilişkin Yeni Düzenlenme
Bu Kanunun 21. maddesi ile Petrol Piyasası Kanunu’nun 20/2-g bendinde yapılan değişiklikle; lisansa tabi faaliyetler kapsamında Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan sahte belge, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ve belirli kaçakçılık suçlarına ilişkin uygulanacak idari tedbirler yeniden düzenlenmiştir.
Bu düzenleme öncesinde, bu suçların işlendiğinin Vergi Usul Kanunu’nun 367. maddesi kapsamında Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi üzerine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından rafineriler hariç olmak üzere ilgili tesiste lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulmakta ve bu süre zarfında söz konusu tesise ilişkin olarak başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemekteydi.
Bu değişiklikle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda lisansa tabi faaliyetlerin geçici olarak durdurulmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmış olmasına karşılık, söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemesine tedbirin soruşturma ve kovuşturma sürecinde uygulanmasına devam edilecektir.
Yine, kesinleşmiş mahkeme kararı üzerine lisansın iptal edilmesine ve bent kapsamındaki fiillere ilişkin idari para cezaları ödenmedikçe lisansa konu tesis için lisans verilmemesine ilişkin hükümler de korunmuştur.
- Deprem Bölgesindeki Yapım İşlerine İlişkin KDV İstisnasının Süresinin Uzatılması
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 45. maddesiyle; 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, genel bütçeli kamu idareleri ile yabancı devlet kurum ve kuruluşları arasında imzalanan protokol kapsamında genel bütçeli kamu idarelerine bağışlanmak üzere, konut, iş yeri, okul, öğrenci yurdu, hastane, ibadethane, kültür ve sanat merkezi, kütüphane gibi taşınmazların inşasına ilişkin yabancı devlet kurum ve kuruluşlarına 1/1/2024 tarihinden itibaren yapılan teslim ve hizmetler ile bu yerlerde genel bütçeli kamu idareleri ile yabancı devlet kurum ve kuruluşları arasında imzalanan protokol kapsamında genel bütçeli kamu idarelerine bağışlanacak konutların yabancı devlet kurum ve kuruluşlarına teslimi 31/12/2025 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesna tutulmuştu.
Bu Kanunun 18. maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 45.maddesinde yapılan değişiklikle, söz konusu istisnanın uygulama süresi 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmıştır.
2- Petrol Ürünleri ve Tütün Mamullerine İlişkin ÖTV Düzenlemeleri Yapıldı
03/07/2026 tarih ve 33299 sayılı (1. mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanan 11488 ve 11489 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları yayımlandı.
- 11488 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, kamuoyunda “eşel mobil sistemi” olarak bilinen uygulama kapsamında, yurt içi rafineri fiyatlarında meydana gelen artış ve azalışların ÖTV tutarlarına yansıtılmasına ilişkin oranlar yeniden belirlenmiştir.
Buna göre, yurt içi rafineri fiyatlarında artış olması halinde bu artışın; 31/07/2026 tarihine kadar %50’si, 01/08/2026 tarihinden 30/09/2026 tarihine kadar ise %25’i kadar ÖTV tutarlarında indirim yapılacaktır. Artışın kalan kısmı piyasa fiyatına yansıyacaktır.
Yurt içi rafineri fiyatlarında indirim olması halinde ise söz konusu indirimin tamamı kadar ÖTV tutarlarında artış yapılacaktır.
Ayrıca bu kararla, eşel mobil sisteminin 01/10/2026 tarihinde yürürlükten kalkacağı hükme bağlanmıştır.
İlave olarak, ÖTV Kanununun 12/5 maddesi uyarınca Kanuna ekli (I) sayılı listedeki maktu vergi tutarları için yapılması gereken ÜFE endekslemesi, 2026 yılı Temmuz-Aralık dönemi için uygulanmayacaktır.
- 11489 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ÖTV Kanununa ekli (III) sayılı listenin (A) cetvelinde sayılan alkollü içeceklerin asgari maktu vergi tutarı artırılmış; aynı listenin (B) cetvelinde yer alan sigaralar ve bazı tütün mamullerine ilişkin ÖTV oranı ile asgari maktu ve maktu vergi tutarları yeniden belirlenmiştir. Bu kapsamda;
- Tütün içeren sigaralar,
- Tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaralar,
- Diğer mamul tütün ve mamul tütün yerine geçen maddeler,
- Enfiye ve çiğnemeye mahsus tütün
için ÖTV oranı %42 olarak belirlenmiş; asgari maktu vergi tutarı 2,2953 TL, maktu vergi tutarı ise 23,7404 TL olarak tespit edilmiştir. Bununla birlikte söz konusu (B) cetvelinde yer alan tüm asgari maktu vergi tutarı ile maktu vergi tutarları artırılmıştır.
Ayrıca bu karar uyarınca, söz konusu malların asgari maktu ve maktu vergi tutarları bakımından 2026 yılı Temmuz-Aralık dönemi için ÜFE endekslemesi uygulanmayacaktır.
3-Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlara İlişkin Gelir Vergisi İstisnasının Usul ve Esasları Belirlendi
7582 sayılı Kanunun 4. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesine göre; Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden müstesnadır.
04/07/2026 tarih ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesinde düzenlenen yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlara ilişkin gelir vergisi istisnasının uygulanmasına yönelik usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu tebliğe göre;
- İstisnadan faydalanabilecekler, faydalanma şartları ve istisna uygulamasında özellik arz eden durumlar
- Tebliğe göre bu istisnadan, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler yararlanabilecektir.
- İstisnadan yararlanacak kişilerin başvuru tarihi itibarıyla Türkiye’de yerleşmiş sayılmaları şarttır. Ayrıca istisnadan, 01/01/2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişiler yararlanabilecektir.
- İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin, yerleşmiş sayıldıkları takvim yılının sonuna kadar tarha yetkili vergi dairesine başvurarak “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi” almaları gerekmektedir. Takvim yılının son iki ayında Türkiye’de yerleşmiş sayılanların ise takip eden takvim yılının ikinci ayının sonuna kadar başvuru yapmaları mümkündür.
- İstisnadan faydalanan gerçek kişilerin istisna kapsamına girmeden önce, Türkiye’de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.
- İstisna şartlarını haiz mükellefler tarafından, istisna kapsamındaki kazanç ve iratları için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek, diğer gelirleri nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu kazançlar beyannameye dahil edilmeyecektir.
- Yalnızca yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar bu madde kapsamında gelir vergisinden istisna edilmekte olup, Türkiye’de elde edilen kazanç ve iratlar istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir. İstisnadan faydalanan mükelleflerin Türkiye’de elde ettiği kazanç ve iratları için vergisel yükümlülükleri devam edecektir.
- İstisna kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratların tespitinde dikkate alınmayacaktır.
- Bu istisna kapsamındaki kazanç ve iratlar nedeniyle yabancı memleketlerde ödenen vergiler Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemeyecektir.
- İstisnadan sadece gerçek kişiler yararlanabilecek olup kurumlar vergisi mükellefleri bu istisnadan yararlanamayacaktır.
- Vergi Daireleri tarafından yapılacak işlemler
- Vergi daireleri tarafından başvuru üzerine; mükellefin başvuru şartlarını sağlayıp sağlamadığı kontrol edilecek, tüm şartların sağlandığının tespit edilmesi halinde başvuru sahibine istisna belgesi verilecektir.
- İstisna kapsamına girmeden önce Türkiye’de elde edilen; Gayrimenkul sermaye iradı, Menkul sermaye iradı, Değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyet bulunması istisnadan yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir. Buna göre, örneğin Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önce Türkiye’de kira geliri elde eden ve bu nedenle beyanname veren bir gerçek kişi, diğer şartları sağlaması ve süresinde başvurması halinde istisna belgesi alabilecektir.
- Buna karşılık Tebliğde verilen örneklerde, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki üç takvim yılı içinde ücret geliri elde edilmesi veya ticari kazanç nedeniyle mükellefiyet bulunması istisna belgesi verilmesine engel durumlar arasında değerlendirilmiştir.
- İstisna şartlarını sağlamadığı tespit edilenler
İstisnaya ilişkin şartları taşımamasına rağmen istisnadan faydalandığı tespit edilen mükelleflerin söz konusu kazançlarına ilişkin olarak eksik tahakkuk etmiş olan vergi, tarha yetkili vergi dairesi tarafından vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunacaktır.
- Diğer hususlar
Gelir Vergisi Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan ve genel kuralı belirleyen hükme göre, Türkiye’de yerleşmiş olanların Türkiye içinde ve dışında elde ettiği kazançların tamamı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de yerleşmiş sayılmayanlar ile bu Tebliğ kapsamında istisna belgesi aldığı halde sonradan Türkiye mukimi olmaktan çıkanların durumu bu genel hükme istinaden değerlendirilecek olup, bu kişilerin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden Türkiye’de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.
4- Nitelikli Hizmet Merkezlerinde Çalışanların Ücretlerine Gelir Vergisi İstisnası Uygulanmasına İlişkin Tebliğ
7582 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesine eklenen bent uyarınca; 4875 sayılı Kanun kapsamında kurulan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir.
04/07/2026 tarih ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 334 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile, 7582 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesine eklenen ücret istisnasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğe göre;
- 193 sayılı Kanunun 61. maddesinde ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmıştır. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması ücretin mahiyetini değiştirmemektedir. Dolayısıyla nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet erbabına ödenen aylık ücret, mesai, prim, ikramiye, gider karşılığı ve sair adlarla yapılan tüm ödemeler ve sağlanan menfaatler de ücret kapsamında değerlendirilmektedir.
- 05/06/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununun ek 1 inci maddesinde tanımlanan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnadır.
- 09/01/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin beş katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnadır.
- Cumhurbaşkanı, istisna uygulanacak ücrete ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendinde yer alan üç ve beş katlarını birlikte veya ayrı ayrı bir kata kadar belirlemeye, iki katına kadar artırmaya yetkili kılınmıştır.
- 193 sayılı Kanunun 23/1-20 maddesinde yer alan istisnadan yararlanılabilmesi için çalışanların, 4875 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinde tanımlanan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personeli olması gerekmektedir.
- Çalışanların aldıkları ücretlerin brüt asgari ücretin üç katına kadar olan kısmı istisnaya konu edilebilecektir. Ücretlerin, brüt asgari ücretin üç katını aşan kısmı ise genel hükümlere göre vergilendirilecektir. 4737 sayılı Kanun kapsamında kurulan ve Cumhurbaşkanınca uygun bulunan endüstri bölgeleri ile katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin, brüt asgari ücretin beş katına kadar olan kısmı istisnaya konu edilebilecektir. Söz konusu personelin ücretlerinin asgari ücretin beş katını aşan kısmı ise genel hükümlere göre vergilendirilecektir.
- Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/1-20 maddesi kapsamında gelir vergisinden istisna edilen kısmına damga vergisi istisnası da uygulanacak olup bu ücretlerin istisna haddini aşan kısmı ise genel hükümler çerçevesinde gerek gelir gerekse damga vergisine tabi tutulacaktır.
5-Hizmet Erbabına Pay Senedi Verilmek Suretiyle Sağlanan Menfaatlerde Gelir Vergisi İstisnasına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapıldı
7524 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 193 sayılı Kanunun mülga 17. maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olup, maddenin 21/5/2026 tarihli ve 7582 sayılı Kanunla değişik hali aşağıdaki şekildedir:
“Hizmet erbabına pay senedi verilmek suretiyle sağlanan menfaatlerde ücret istisnası:
Madde 17-Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterlere göre teknogirişim şirketi niteliğini haiz işverenlerce hizmet erbabına bedelsiz veya indirimli olarak verilen ve ücret niteliğinde kabul edilen pay senetlerinin, verildiği tarihteki rayiç değerinin o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarının iki katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnadır.
Şu kadar ki, hizmet erbabı tarafından bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin; iktisap tarihinden itibaren iki tam yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı, üç ila dört yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %75’i, beş ila altı yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %25’i, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.
Bu şekilde istisna nedeniyle zamanında alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, hizmet erbabına bedelsiz veya indirimli olarak verilen pay senetlerinin hizmet erbabı tarafından elden çıkarıldığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlar.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Söz konusu yasa maddesi, 2/8/2024 tarihinde, bu hükümde 7582 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ise 4/6/2026 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
04/07/2026 tarih ve 33300 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 335 Seri No.lu Genel Tebliğ ile de 7582 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde yapılan değişikliklere paralel olarak 326 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan hizmet erbabına pay senedi verilmek suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin gelir vergisi istisnasının uygulama esaslarına dair açıklamalar güncellenmiştir. Söz konusu tebliğe göre;
- Pay senedinin verildiği tarihte hizmet erbabının ilgili yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarının tam olarak tespit edilememesi halinde, pay senedinin verildiği aydaki bir aylık brüt ücret tutarı 12 ile çarpılacaktır. Bu şekilde bulunan tutar, hizmet erbabının bir yıllık brüt ücreti olarak dikkate alınacak ve istisna uygulanabilecek tutar bu brüt ücretin iki katı ile sınırlı olacaktır. Yıl sonunda gerçekleşen yıllık brüt ücret tutarı ile yıl içinde bu şekilde hesaplanan tutar karşılaştırılacak; istisna kapsamında dikkate alınan tutarın fazla veya eksik olduğunun anlaşılması halinde gerekli düzeltme işlemi yapılacaktır.
- Tebliğde verilen örneklerde, yıl içinde yapılan hesaplamaya göre bir kısmı vergilendirilen menfaatin, yıl sonu gerçekleşen ücret tutarına göre tamamen istisna kapsamında kalabileceği; tersine, yıl içinde tamamen istisna edilen bir menfaatin yıl sonu gerçekleşen ücret tutarına göre kısmen istisna sınırını aşabileceği açıklanmıştır. Bu durumda ilgili dönem muhtasar ve prim hizmet beyannamesi düzeltilerek gerekli işlem yapılacaktır.
- Tebliğde, hem bedelsiz pay senedi verilmesi hem de pay senedinin indirimli olarak edinilmesi durumları örneklendirilmiştir. Buna göre, hizmet erbabına bedelsiz olarak verilen pay senetlerinin rayiç değeri, hizmet erbabının ilgili yıldaki bir yıllık brüt ücretinin iki katını aşmıyorsa, sağlanan menfaatin tamamı gelir vergisinden istisna edilecektir. Pay senetlerinin rayiç değerinin bu sınırı aşması halinde ise yalnızca aşan kısım ücret olarak vergilendirilecektir. İndirimli pay senedi verilmesi halinde de hizmet erbabına sağlanan menfaat, pay senedinin rayiç değeri ile hizmet erbabının ödediği bedel arasındaki fark olarak dikkate alınacak; bu menfaatin bir yıllık brüt ücretin iki katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilecektir.
- 7582 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında, istisna kapsamında iktisap edilen pay senetlerinin elde tutulma süreleri yeniden belirlenmiştir. Buna göre, hizmet erbabı tarafından bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin;
- İktisap tarihinden itibaren iki tam yıl içinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı,
- Üç ila dört yıl içinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %75’i,
- Beş ila altı yıl içinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %25’i
vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte işverenden tahsil edilecektir. Pay senetlerinin altı yıldan fazla süreyle elde tutulması halinde ise istisnadan tam olarak yararlanılacaktır.
- İstisna uygulaması nedeniyle zamanında alınmayan vergiler, elde tutma süresine ilişkin şartların ihlal edilmesi halinde vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte işverenden tahsil edilecektir. Bu durumda, hizmet erbabı tarafından pay senetlerinin elden çıkarıldığı tarih esas alınacak ve istisnanın uygulandığı döneme ilişkin olarak vergi dairesince gerekli gelir vergisi tarhiyatı yapılacaktır.
- Tebliğde ayrıca, bu durumda istisnanın uygulandığı döneme ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin düzeltilmesine gerek bulunmadığı açıklanmıştır.
- İşveren, çalışanın pay senetlerini elden çıkardığını Tebliğ ekinde yer alan dilekçe ile vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür.
- Tebliğ uyarınca, pay senetlerinin elde tutma süresi dolmadan elden çıkarılması nedeniyle yapılan tarhiyat işlemleri, hizmet erbabının ilgili takvim yılında istisna uygulanan dönem ve takip eden dönemlerdeki ücret matrahını etkilemeyecektir. Tebliğde yer alan örneklerde;
- Pay senedinin rayiç değerinin brüt ücretin iki katının altında kalması halinde menfaatin tamamının istisna edileceği,
- Rayiç değerin bu sınırı aşması halinde aşan kısmın brüte iblağ edilerek vergilendirileceği,
- İndirimli pay senedi verilmesi halinde sağlanan menfaatin rayiç değer ile ödenen bedel arasındaki fark olarak dikkate alınacağı,
- Yıl içinde tahmini brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamanın yıl sonunda gerçekleşen brüt ücrete göre düzeltilmesi gerektiği,
- Pay senetlerinin erken elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin elde tutma süresine göre tamamının, %75’inin veya %25’inin işverenden tahsil edileceği belirtilmiştir.
- Bu Tebliğle, hizmet erbabına işverenin aktifinde yer alan aynı şirketler topluluğundaki şirketlerin pay senetlerinin bedelsiz veya indirimli olarak verilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, bu pay senetlerinin aynı şirketler topluluğundaki diğer şirketler tarafından doğrudan hizmet erbabına verilmesi de mümkündür. Her durumda, bedelsiz veya indirimli pay senedi verilmek suretiyle sağlanan menfaat, işveren şirket tarafından hizmet erbabına ödenen ücret olarak kabul edilecektir.
- Bedelsiz veya indirimli olarak iktisap edilen pay senetlerini elinde bulunduran çalışanın işten ayrılması halinde, işten ayrıldıktan sonraki dönemde pay senetlerini elinde tuttuğu süreler de elde tutma süresinin hesabında dikkate alınacaktır. Çalışanın vefat etmesi halinde ise pay senetlerinin mirasçılar tarafından elde tutulduğu süreler elde tutma süresine dahil edilecektir.
- Gelir Vergisi Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca, istisna nedeniyle zamanında alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, hizmet erbabına bedelsiz veya indirimli verilen pay senetlerinin hizmet erbabı tarafından elden çıkarıldığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlayacaktır.
6- 26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Tebliği Yayımlandı
04/07/2026 tarih ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile, 7577 ve 7582 sayılı Kanunlarla Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin açıklamalar yapılmış ve 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği güncellenmiştir.
Söz konusu tebliğde yer alan güncelleme ve açıklamalar özetle aşağıdaki gibidir:
- Bu Tebliğ ile 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kurumlarına ilişkin bölümü değiştirilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumları, üniversitelere tanınan vergi muafiyet ve istisnalarından faydalanabilmekteydi. Ancak 7577 sayılı Kanunla 2547 sayılı Kanunun ek 7’nci maddesine eklenen parantez içi hükümle, vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumları 01.01.2027 tarihinden itibaren Kurumlar Vergisi Kanununun 4/1-b bendi kapsamındaki muafiyetten faydalanamayacaktır.
Bu kapsamda, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren ve bedel karşılığında sağlık hizmeti veren iktisadi işletme niteliğindeki hastane, sağlık uygulama ve araştırma merkezi, poliklinik, tıp merkezi, diyaliz merkezi ve rehabilitasyon merkezi ve benzeri sağlık kurumlarının muafiyetleri 01.01.2027 itibarıyla sona ereceğinden, bu kurumlar için 01.01.2027 tarihinden itibaren kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.
- Tebliğde, Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3/2-a maddesinde 7577 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe dair açıklamalara yer verilmiştir.
Söz konusu yasal düzenlemenin değişmeden önceki halinde, serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yalnızca yurt dışına satışından elde edilen kazançları gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiş iken; bu yasal düzenlemede 7577 sayılı yasayla yapılan değişiklikle, serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere yapılan satışlarından elde edilen kazançları da gelir veya kurumlar vergisi istisnası kapsamına alınmış bulunmaktadır.
Bu nedenle anılan yasa değişikliğine paralel olarak, tebliğin ilgili bölümlerde yer alan “yurt dışına” ibareleri “yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca istisna kapsamındaki fason imalata ilişkin bölümde de aynı şekilde değişiklikler yapılmıştır.
- Tebliğ ile daha önce “İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların elde ettikleri kazançlarda indirim” başlığını taşıyan bölüm değiştirilmiş ve Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-i bendine ilişkin açıklamalar düzenlenmiştir.
7582 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-i bendinde yapılan düzenleme uyarınca kurumların; yurt dışından satın aldıkları malları Türkiye’ye getirmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden elde ettikleri kazançların %95’i kurum kazancından indirilebilecektir.
Ayrıca, 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlarda faaliyet gösteren kurumlar ile 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanacaktır.
Tebliğe göre indirimden yararlanılabilmesi için;
- Kazancın, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilmesi,
- Aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de bulunmaması,
- Kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması,
- İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların 7412 sayılı Kanun kapsamında katılımcı belgesine sahip olması,
- Endüstri bölgelerinde faaliyette bulunan kurumlar için bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunmuş endüstri bölgesi olması gerekmektedir.
Tebliğde, Türkiye’ye getirilen malların satışından elde edilen kazançların, bu indirim kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, söz konusu kazançların elde edildiği dönemde kurum kazancına dahil edilmesi gerekmekte olup, kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmeyen kısım için indirim uygulanmayacaktır. Bu süre içinde Türkiye’ye transfer edilmeyen kazançların daha sonraki yıllarda Türkiye’ye transfer edilmesi de indirimden yararlanma imkanı vermeyecektir.
Tebliğde, yurt dışında mukim kişi veya kurumlardan satın alınan ve karşılığı belirli bir ürün veya hizmet olan aktivasyon kodu, e-pin kodu, oyun kodu, dijital ürün kodu, lisans kodu, abonelik kodu ve benzeri mahiyetteki kart, şifre ve kodların satışına ilişkin özel açıklama yapılmıştır. Bu kıymetlerin niteliği ve içeriği değiştirilmeden, Türkiye’de herhangi bir tasarrufa veya kullanıma konu edilmeksizin ya da Türkiye’deki kişi veya kurumlara satılmaksızın, satın alındığı şekliyle doğrudan yurt dışında mukim kişi veya kurumlara satılmasından ve bunların yurt dışında alınıp satılmasına aracılık edilmesinden sağlanan kazançlara indirim uygulanabilecektir. Ancak, belirli bir ürün veya hizmete erişim, kullanım veya yararlanma hakkını temsil etmeyen; bunları çıkaranlar nezdinde ileride yapılacak teslim veya hizmetlerin satın alınmasına yönelik satın alma gücü veya ödeme aracı niteliği taşıyan kart, şifre, kod, bakiye, cüzdan kodu, hediye kartı ve benzeri değerlerin alım satımından elde edilen kazançlar indirim kapsamında değildir.
Tebliğde ayrıca, yurt dışında mukim kişi veya kurumlardan satın alınan telif hakkı, marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, lisans, yayın hakkı ve benzeri gayrimaddi hakların satışına ilişkin açıklama yapılmıştır. Bu hakların herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, satın alanın kendisi de dahil Türkiye’de mukim kişi veya kurumlarca kullanılmaksızın, iktisap edildiği şekliyle doğrudan yurt dışında mukim kişi veya kurumlara satılması ya da bu işlemlere aracılık edilmesinden elde edilen kazançlara indirim uygulanabilecektir. Ancak indirimden yararlanılabilmesi için, alım satıma konu gayrimaddi hakka ilişkin olarak, satışla birlikte indirimden yararlananların herhangi bir şekilde tasarruf hak ve yetkisinin kalmaması gerekmektedir.
İndirim kapsamında kabul edilen faaliyetlerden elde edilen hasılattan, bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesiyle bulunan kazancın; Cumhurbaşkanınca uygun bulunan endüstri bölgelerinde ve İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyet gösteren kurumlar bakımından %100’ü, Bu bölgeler dışındaki kurumlar bakımından %95’i kurumlar vergisi beyannamesinin “Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler” bölümünde gösterilerek indirim konusu yapılabilecektir. Diğer indirim ve istisnalar ile geçmiş yıl zararları nedeniyle indirim konusu yapılamayan tutar izleyen dönemlere devredilemeyecektir. Faaliyetin zararla sonuçlanması halinde indirim söz konusu olmayacaktır.
İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyet gösteren mükelleflerin Vergi Usul Kanununun genel hükümleri çerçevesinde defter tutmaları, belge ve kayıt düzenine uymaları zorunludur. İndirime konu kazanç ile buna bağlı kurumlar vergisi matrahının tespiti bakımından, indirim kapsamında olan ve olmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi; indirim kapsamındaki faaliyetlere ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarının diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.
İndirimden yararlanan şirketlerin indirime konu faaliyetleri dışındaki diğer gelirleri ile olağan dışı gelirlerinin indirim kapsamında değerlendirilemeyecektir. Örneğin; kasadaki nakitlerin değerlendirilmesinden doğan faiz gelirleri, dövizlerin değerlemesinden kaynaklanan kur farkları ve iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler bu indirimden faydalanamayacaktır.
- Tebliğde, 7582 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun 32/8 maddesindeki değişikliklere ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
Buna göre, 01/01/2027 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere, kurumların 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere;
- Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile
- Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına
kurumlar vergisi oranı 12,5 puan indirimli olarak %12,5 oranında uygulanacaktır. Özel hesap dönemine tabi kurumlarda ise bu düzenleme, 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanacaktır.
Bu düzenleme 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden, 2026 vergilendirme döneminde sanayi sicil belgesini haiz olup fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden kaynaklanan kazançları bakımından kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanmasına devam edilecektir.
Tebliğde yapılan değişikliklerle, indirimli oran uygulamasının kapsamı; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların üretim kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.
Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların indirimden yararlanabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığından alınmış çiftçi kayıt belgesi, gıda işletmesi kayıt belgesi veya işletme onay belgelerinden herhangi birine sahip olmaları ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etmeleri gerekmektedir.
İmalatçı kurumların münhasıran imalattan elde edilen kazançları için 12,5 puan indirimden yararlanmaları halinde, bu kazançlar için ayrıca ihracata ilişkin 5 puanlık indirimden yararlanılamayacaktır.
Birden fazla üretim faaliyeti bulunan mükelleflerde, üretimden elde edilen kazancın tespitinde üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar, varsa üretimden doğan zararlarla birlikte bir bütün olarak değerlendirilecektir.
Sanayi sicil belgesini haiz olan ve münhasıran bu belge kapsamında yazılım, bilişim ve benzeri alanlarda üretim faaliyeti gerçekleştiren kurumların bu faaliyetlerden elde ettikleri kazançlara da kurumlar vergisi oranı 12,5 puan indirimli uygulanabilecektir.
Sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerin üretim faaliyetlerinin yanında diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançların bulunması durumunda, üretim faaliyetinden elde edilen ve 12,5 puan indirim uygulanacak matrah; fiilen yapılan üretimden elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle tespit edilecektir.
Bu şekilde hesaplanan ve 12,5 puan indirim uygulanacak kazanç tutarı, üretimden elde edilen kazancı ve ilgili dönem safi kurum kazancını aşamayacaktır. Üretim faaliyetinden elde edilen kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde, safi kurum kazancını aşmamak kaydıyla üretim faaliyetinden elde edilen kazancın tamamına 12,5 puan indirim uygulanabilecektir.
Üretim faaliyetinin belirli safhalarında dışarıdan fason hizmet satın alınarak üretilen ürünlerden elde edilen kazançlar için de kurumlar vergisi oranının indirimli uygulanması mümkündür. Fason imalat kapsamında elde edilen kazançların üretim kazancı sayılabilmesi için;
- Fason imalatın yalnızca sanayi sicil belgesi veya faaliyet ruhsatında yazılı üretim kapsamında yaptırılması,
- İmalatın fason imalattan çok işletmenin kendi imalatından oluşması,
- İstisnadan yararlanacak kazanç tutarının fiili kapasite kullanımı ile sınırlı olması,
- İş riskinin ve organizasyonunun üstlenilmesi,
- Ham madde ve yardımcı maddelerin temin edilmesi gerekmektedir.
Buna karşılık, üretim faaliyetinin esas itibarıyla fason üreticiler aracılığıyla yürütülmesi veya mükellefin üretim organizasyonu ve üretim riskini üstlenmeksizin yalnızca ticari faaliyette bulunması halinde, bu faaliyetlerden elde edilen kazançlar üretim faaliyetinden elde edilen kazanç olarak değerlendirilmeyecektir.
Tebliğe göre, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar bakımından Kurumlar Vergisi Kanununun 32’nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları birlikte değerlendirilecektir. Bu kapsamda, mükellefler tarafından üretilen ürünlerin gerek yurt içi piyasalarda gerekse yurt dışı piyasalarda satışından elde edilen kazanca kurumlar vergisi oranı 12,5 puan indirimli uygulanacağından, bu kazancın ihracata isabet eden kısmına ayrıca 5 puan indirim uygulanmayacaktır.
Tebliğde yapılan değişiklikle, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların üretim kazançları, zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların zirai üretim kazançları ile ihracat faaliyetinden elde edilen ve kurumlar vergisi oranı indirimli uygulanacak kazancın safi kurum kazancını aşamayacağı belirtilmiştir. Bu bölüme ilişkin örneklerdeki yıllar ve oranlar da 2027 yılı ve 12,5 puan indirim dikkate alınacak şekilde güncellenmiştir.
Tebliğde, üretim veya ihracat faaliyetinden elde edilen kazancın kurumlar vergisi istisnasına konu edilmesi halinde uygulamaya ilişkin bölümde yer alan örnek ve açıklamalarda da 2027 yılı ve 12,5 puan indirimli oran dikkate alınacak şekilde değişiklik yapılmıştır.
Payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında ilk defa işlem görmek üzere en az %20 oranında halka arz edilen kurumların, paylarının ilk defa halka arz edildiği hesap döneminden başlamak üzere beş hesap dönemine ait kurum kazançlarının tamamına kurumlar vergisi oranı 2 puan indirimli uygulanmaktadır.
Tebliğe göre, üretim veya ihracat faaliyetinden kaynaklanan kazanç için oran indirimi, Kurumlar Vergisi Kanununun 32’nci maddesinde yer alan diğer indirimler uygulandıktan sonra tespit edilen kurumlar vergisi oranına uygulanacaktır. Bu nedenle, aynı dönemde 32’nci maddenin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarından yararlanılması halinde öncelikle halka arz nedeniyle 2 puan indirim uygulanacak; ardından üretim faaliyeti için 12,5 puan veya ihracat faaliyeti için 5 puan indirim hesaplanacaktır.
Tebliğde, indirimli kurumlar vergisinden yararlanılması halinde uygulamaya ilişkin bölümde yer alan “1 veya 5 puanlık” ibaresi “12,5 veya 5 puanlık” şeklinde değiştirilmiştir.
- Tebliğ ile, yurt içi asgari kurumlar vergisi hesaplamasında kurum kazancından düşülen istisna ve indirimlere ilişkin bölüme aşağıdaki bentler eklenmiştir:
- Kurumların, yurt dışından satın alınan malları Türkiye’ye getirmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden sağladıkları kazançlarda indirim,
- Nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların yurt dışından elde ettikleri kazançlarda indirim,
- İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde gerçekleştirilen finansal hizmet ihracı kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen kazançlarda indirim.
7- Varlık Barışı Tebliği Yayımlandı
04/07/2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) ile 7582 sayılı Kanunu’nun 10. maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19. maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
Bu Tebliğ;
- Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda getirilerek milli ekonomiye kazandırılmasına ve bu varlıkların gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defter kayıtlarına alınmasına,
- Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bildirilmesine ve kayıt altına alınmasına,
- Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilerce yurt içinde bulunan madde kapsamındaki varlıkların bildirilmesine,
- 5520 sayılı Kanunun geçici 19 uncu maddesinin (Madde) uygulanmasına ilişkin diğer hususlara,
yönelik açıklamaları kapsamaktadır.
- Yurt Dışında Bulunan Varlıklara İlişkin Bildirim
Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, madde hükümleri çerçevesinde 31/7/2027 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi mümkün olup, bu fıkra kapsamında gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak bildirimler, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler aracılığıyla da yapılabilecektir.
Gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar, 4/6/2026 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil), bu tebliğ ekinde yer alan EK-1 no.lu form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilecektir.
Gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan varlıklar için tek bir bildirim verilmesi esastır. Ancak, Maddenin uygulamasında bildirimin yapıldığı her ay farklı bir vergilendirme dönemi olarak kabul edildiğinden, 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil) birden fazla bildirimde bulunulması mümkündür.
- Bildirimde bulunulduktan sonra aynı ay içerisinde, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime konu edilen varlıkları azaltıcı ya da artırıcı yeni bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde, ilk bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu şekilde ilk bildirime konu varlıkların azaltılması yönünde yapılacak düzeltmelerde, başlangıçta peşin olarak ödenen verginin azaltılan tutara isabet eden kısmı, banka ve aracı kurum tarafından bildirim sahibine iade edilebilecektir.
- Bildirimde bulunulduktan sonraki aylarda, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime konu edilen varlıkları azaltıcı bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde de bildirimin yapıldığı tarihten itibaren Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gereken iki aylık süreyi aşmamak kaydıyla önceki bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu durumda, banka ve aracı kurumlarca bu tebliğ ekinde yer alan EK-3 no.lu beyanname ile vergi dairesine bildirilen varlıklara ilişkin düzeltme talebinin banka ve aracı kurum aracılığıyla yapılması esastır.
- Bildirime konu varlıkların banka veya aracı kurumlara transferi veya yatırılmasından sonra daha önce verilen bildirimlerin düzeltilmesi ve ödenen vergilerin iadesi mümkün değildir.
- Bildirimde bulunulduktan sonraki aylarda, bildirime konu edilen varlıkları artırıcı bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde ise önceki bildirimin düzeltilmesi söz konusu olmayacak, ilave olarak bildirilmek istenilen varlıklar için yeni bir bildirim yapılacaktır.
- Düzeltme kapsamı dışında verilen tüm bildirimler yeni bir bildirim olarak kabul edilecek ve önceki bildirimle ilişkilendirilmeyecektir.
- Yurt dışında bulunan varlıkların bildirimi üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler ve verginin ödenmesi
Gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışında bulunan varlıkları iki nüsha olarak hazırlayacakları bu tebliğ ekinde yer alan EK-1 no.lu form ile bankalara veya aracı kurumlara bildireceklerdir. Formun bir nüshası, ilgili banka veya aracı kurum tarafından, varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra, düzenlenen banka dekontları veya işlem sonuç formlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir.
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bu tebliğ ekinde yer alan EK-3 no.lu beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine 340 ve 346 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda beyan edecektir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince tarh edilen vergiler, beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlar tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.
Banka veya aracı kurumlara bildirilen varlıkların; vadeli hesaplarda, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında aşağıda belirtilen sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı;
- En az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0,
- En az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1,
- En az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2,
- En az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3,
- En az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4,
olarak uygulanacaktır.
Bu indirimli oran uygulamasından yararlanılabilmesi için, bildirime konu edilen varlıkların belirtilen kıymetlerde ve sürelerde değerlendirileceğine ilişkin olarak bu tebliğ ekinde yer alan EK-2 no.lu taahhütnamenin, bildirim sırasında banka veya aracı kurumlara verilmesi zorunludur. Bu kapsamda verilecek taahhütnameler için damga vergisi alınmaz.
1/1/2027 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılacaktır. 31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanacaktır.
- Yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi
Madde kapsamında bildirime konu edilen varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi gerekir.
Söz konusu varlıklardan yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde olmak kaydıyla; gümrük işlemlerinin tamamlanarak ülkeye getirilmesi ve gümrük işlemlerinin tamamlanmasını takip eden ilk iş günü sonuna kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara yatırılması gerekir.
Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurt dışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının, söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
Yurt dışında bulunan ancak kapsama girmeyen varlıkların (örneğin taşınmazların) 31/7/2027 tarihine kadar kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle söz konusu Madde hükümleri çerçevesinde Türkiye’ye getirilmesi mümkündür.
Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi veya fiziki olarak Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması durumunda, banka dekontu veya aracı kurum işlem sonuç formları, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir.
31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi kaydıyla, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında Gümrük İdaresince bu varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belgenin aranılması şarttır. Getirilen bu varlıklar için Gümrük İdaresinden alınan belgeler, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir. Ayrıca söz konusu varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılması sırasında, bu varlıkların Türkiye’ye getirildiğine dair Gümrük İdaresinden alınan belgenin ibraz edilmesi gerekmektedir. Gümrük İdaresi, bu kapsamda yapılan bildirime ilişkin bilgileri, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.
- Türkiye’de bulunan varlıkların bildirilmesi
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/7/2027 tarihine (bu tarih dâhil) kadar, bu tebliğ ekinde yer alan EK-1 no.lu form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilecektir. Bildirimde bulunan gerçek ve tüzel kişilerce, söz konusu varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar ile mükellefiyeti bulunan ancak Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmayan ve mükellefiyeti bulunmakla birlikte mükellefiyetiyle ilişkilendirilmeksizin Madde hükmünden yararlanmak isteyen gelir vergisi mükelleflerinin, Türkiye’de bulunan ancak halihazırda banka ve aracı kurumlarda bulunmayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bildirimde bulunmak suretiyle Madde hükmünden yararlanabilmeleri mümkündür. Bu kişilerin söz konusu varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara yatırmaları ve bu durumu tevsik edici belgelerle kanıtlamaları zorunludur.
Şahıs şirketleri ile adi ortaklıkların gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamakta olup, bunlar adına stopaj ve katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmektedir. Bu kapsamda, şahıs şirketleri ile adi ortaklıklar adına da bildirimde bulunulması mümkün bulunmakta olup, bildirilen varlıklar dolayısıyla şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar katma değer vergisi, ortaklar ise gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması imkanından faydalanabilecektir.
- Türkiye’de bulunan varlıkların bildirimi üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler ve verginin ödenmesi
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bu tebliğ ekinde yer alan EK-3 no.lu beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine 340 ve 346 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda beyan edecektir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince tarh edilen vergiler, söz konusu beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlarca vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.
Bildirime konu edilen varlıkların vadeli hesaplarda veya 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulmasının taahhüt edilmesi durumunda, uygulanacak vergi oranı
- En az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0,
- En az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1,
- En az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2,
- En az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3,
- En az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4,
Şeklinde olacaktır.
- Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen varlıkların durumu
Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirketin ortakları adına Madde kapsamına giren varlıkları 4/6/2026 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, bu Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirime konu edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ya da Türkiye’de bulunan ancak 4/6/2026 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarının bu Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirimde bulunmak suretiyle Madde hükümlerinden yararlanılabilmesi mümkündür.
Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, söz konusu Madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirime konu edilerek Madde hükmünden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirime konu edilmesi halinde Madde hükmünden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.
- Varlıkların bildirim değeri
Yurt dışında veya yurt içinde bulunan varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde; varlıklar, bildirildiği tarih itibarıyla aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenecektir:
- Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle.
- Altın, rayiç bedeliyle.
- Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla.
- Pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
- Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
- Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla.
- Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
Bildirimlerde söz konusu varlıkların Türk lirası karşılığı bedelleri esas alınacaktır.
Bu Tebliğin uygulanmasında rayiç bedel, söz konusu varlıkların bildirildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup, bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir. Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların bildirildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınacaktır.
Döviz cinsinden varlıklarda, bunların bildirildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınacaktır.
Bildirimde bulunduktan sonra, yapılan hataların düzeltilmesi ya da bildirime konu edilen varlıkların azaltılması amacıyla 31/7/2027 tarihine kadar yapılacak düzeltmelerde varlıkların ilk bildirim tarihindeki değerleri esas alınır.
Bildirilen varlıklara ilişkin olarak taahhütte bulunanların, yurt dışındaki varlıkların transfer edildiği veya yatırıldığı tarihten, Türkiye’deki varlıkların ise bildirildiği tarihten itibaren on gün içerisinde, bildirilen tutarları taahhüt konusu varlıklara dönüştürmeleri gerekmektedir. Bildirilen varlıkların taahhüt edilen varlıklara dönüştürülmesinde, dönüşüme konu edilen varlıkların bu maddede yer alan değerleme ölçütlerine göre belirlenen dönüşüm tarihindeki değeri dikkate alınır.
- Bildirilen varlıkların kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi
Bildirilen varlıkların, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi zorunludur. Defter tutma zorunluluğu bulunmayan mükelleflerin bu madde kapsamında yükümlülükleri bulunmamaktadır.
Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, Maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıkların, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Madde hükmü uyarınca bildirime konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Diğer taraftan işletmenin tasfiye edilmesi halinde bu tutarlar vergilendirilmeyecektir. Fon hesabında tutulan bu tutarların, Gelir Vergisi Kanunu’nun 81. maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.
Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, bildirimde bulundukları söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.
213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.
Türkiye’de bulunan varlıkların, banka ve aracı kurumlara bildirildiği tarih itibarıyla 9. maddede yer alan esaslar çerçevesinde belirlenen Türk lirası karşılığı bedelleriyle yasal defterlere kaydedilmesi gerekmekte olup, söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.
- Gelir ve gider uygulaması
Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir. Söz konusu varlıkların elde tutulması ve elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar ise genel esaslar çerçevesinde gelirin veya kurum kazancının tespitinde dikkate alınacaktır. Bildirilen varlıklar nedeniyle ödenen vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.
- İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller
Madde hükmü uyarınca, bildirimde bulunulan varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bu hükümden yararlanabilmek için;
Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların;
- Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,
- Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına uyulması,
- Bildirime konu edilen varlıkların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,
Türkiye’de bulunan ve bildirime konu edilen varlıkların;
- Bildirilen varlıkların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,
- Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar tarafından banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını gösterir belgelerle tevsik edilmesi,
- Madde kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına uyulması,
gerekmektedir.
Bildirilen varlıklar dışındaki diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri veya takdire sevk işlemleri dolayısıyla, Madde kapsamında bildirimde bulunan mükellefler hakkında matrah farkı bulunması durumunda;
- Bulunan matrah farkının bildirime konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacaktır.
- Bulunan matrah farkının bildirime konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti halinde, bu farkın bildirilen varlık tutarından fazla olması durumunda, yalnızca aradaki fark tutar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden vergi tarhiyatı yapılacaktır.
Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra Madde hükmüne istinaden bildirimde bulunulması, vergi incelemesi ve takdir komisyonu kararına istinaden bulunan matrah farkları üzerinden vergi tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecek ve bildirime konu edilen tutarlar mahsuba konu edilemeyecektir. Öte yandan, vergi dairesi ya da vergi incelemesine yetkili olanların ıttılaına girmekle birlikte vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk işleminden önce bildirimde bulunulması durumunda ise Madde hükmünden yararlanılabilecektir.
Bildirimde bulunanlar tarafından taahhüt süresine uyulmaması durumunda, varlığın bulunduğu banka veya aracı kurum tarafından, bildirim tutarı esas alınarak zamanında alınmayan vergi tutarı tespit edilmek suretiyle bu tutara isabet eden vergi ve gecikme faizi kesinti yoluyla tahsil edilecek ve tahsil edildiği ayı takip eden on beşinci günü akşamına kadar vergi dairesine ödenecektir. Ayrıca, bildirilen varlıklara ilişkin olarak taahhütlere uyulmaması durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.
Bildirilen varlıkların Türkiye’ye getirilmemesi ve banka veya aracı kurumlara transfer edilmemesi ya da yatırılmaması suretiyle şartların ihlali halinde, bu ihlalin banka veya aracı kurumlarca bildirilmesi üzerine, taahhüt nedeniyle zamanında alınmayan vergiler gecikme faiziyle birlikte vergi dairesince aranır. Bu vergiler için vergi ziyaı cezası uygulanmaz.
8- 2026 Yılı İkinci Geçici Vergi Dönemine İlişkin Yeniden Değerleme Oranı
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 23/07/2026 tarih ve 73 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri ile 2026 yılı ikinci geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranının %11,51 olduğu bildirilmiştir.
Söz konusu yeniden değerleme oranı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesi ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 69. maddesine ilişkin uygulamalarda dikkate alınmaktadır.
9- 7846 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Kapsamında İndirimi Kabul Edilmeyen Katma Değer Vergisinin İndirim Konusu Yapılıp Yapılmadığının Tespitine İlişkin Özel Amaçlı Yeminli Mali Müşavirlik Raporlarının İbraz Süresi Uzatıldı
7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ithalat işlemlerinde ödenen bazı KDV tutarlarının indirim konusu yapılması engellenmiştir. Karar kapsamında;
- İthalatta gözetim uygulanmasına ilişkin mevzuat uyarınca beyan edilen ancak tevsik edilemeyen tutarlar,
- Korunma önlemleri kapsamında uygulanan gümrük vergileri ve ek mali yükümlülükler,
- İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler,
- Bu unsurlar nedeniyle KDV matrahına dahil olan diğer mali yükler,
nedeniyle ortaya çıkan KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığının tespitine ilişkin KDV Genel Uygulama Tebliğinin (III/C-2.6.2.) bölümünde, takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla;
- İthalat bedeli 2.600.000 TL aşmayan ithalat işlemlerinde, mükellefler tarafından mezkur Karar kapsamında KDV’nin doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığının altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar bağlı oldukları vergi dairesine bildirilmesi,
- İthalat bedeli 2.600.000 TL’yi aşan ithalat işlemlerinde ise ithalatın yapıldığı yıl için tam tasdik sözleşmesi bulunmayan mükellefler tarafından takvim yılının altışar aylık dönemlerini takip eden ayın sonuna kadar mezkur Karar kapsamında KDV’nin doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığının tespitine ilişkin Özel Amaçlı YMM Raporu ibraz edilmesi (Mükellefin ithalatın yapıldığı yıl için süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesinin bulunması ve düzenlenecek raporda 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında gerçekleştirilen ithalata ilişkin ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığına yönelik açıklama bulunması halinde Özel Amaçlı YMM Raporu ibrazına gerek bulunmamaktadır.)
gerektiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 27/7/2026 tarihli ve 71 No.lu Katma Değer Vergisi Sirküleri ile; 2026 yılının ilk altı aylık döneminde yapılan ve ithalat bedeli 2.600.000 TL’yi aşan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamındaki ithalat işlemlerine ilişkin mükellefler tarafından 31/7/2026 tarihine kadar ibraz edilmesi gereken Özel Amaçlı YMM Raporlarının ibraz süresi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227 nci maddesine istinaden 31/8/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.
10- 7590 Sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yayımlandı.
31/7/2026 tarih ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de 7590 Sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile vergi mevzuatında düzenlemeler yapıldı. Anılan Kanunla yapılan söz konusu vergisel düzenlemeler aşağıdaki gibidir:
- Nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin olarak Damga Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeler
Bu Kanunun 1. maddesiyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne eklenen 56. bent ile;
Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.
- Nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeler
Bu kanunun 9. Maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa geçici 49. madde eklenmiştir. Söz konusu yasal düzenlemeye göre, nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan mükelleflerin;
- Yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin inşaat işleri nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüklenilen ve takvim yılının altı aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisinin, altı aylık dönemleri izleyen bir yıl içinde talep edilmesi halinde mükellefe iade olanağı sağlanmıştır.
- Yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin yapılacak makine ve teçhizat teslimleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Bu kapsamda yapılan teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilecektir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler, 32. madde hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilecektir.
- Yatırımın tamamlanmaması halinde, bu madde kapsamında zamanında alınmayan veya iade edilen vergiler yatırımcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir. Bu vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.
- KDV istisnası ve iade uygulamalarına ilişkin düzenlemeler 31/12/2045 tarihine kadar geçerli olup, Cumhurbaşkanı bu süreyi 31/12/2025 tarihine kadar uzatmaya, Hazine ve Maliye Bakanlığı da bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır.
- Nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin olarak Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeler
Bu Kanunun 17. Maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa geçici 20. madde eklenmiştir. Söz konusu yasal düzenlemeye göre,
- Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan kurumların nükleer enerji santrali yatırımları kapsamında ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmaların örtülü sermaye hesabında dikkate alınacak oranı, %50’den %25’e indirilmiştir.
- Örtülü sermayeye ilişkin bu düzenleme 31/12/2045 tarihine kadar geçerli olup, Cumhurbaşkanı bu süreyi beş yıla kadar uzatmaya yetkili kılınmıştır.
- Motorlu taşıtlara ilişkin olarak Özel Tüketim Vergisi’nde yapılan düzenlemeler
Bu Kanunun 14. maddesi ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun “Oran veya Tutar” başlıklı 12. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Bu düzenlemeyle;
- ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan belirli motorlu taşıtlarda nispi vergi oranı üzerinden hesaplanan ÖTV için asgari maktu vergi uygulaması getirilmiştir.
- İki, üç veya dört tekerlekli motorlu araçları ifade eden (L) sınıfında olup içten yanmalı motoru bulunan araçlar, (L) sınıfında olup elektrik motor gücü 4 kW’ın altında olan araçlar ile Tarım ve ormancılık traktörlerini ifade eden (T) sınıfı araçlar bu uygulamanın dışında tutulmuştur.
- Bu araçlar dışında kalan ve 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan taşıtlarda, nispi vergi oranı üzerinden hesaplanan ÖTV tutarı; Kapsam dışında bırakılanlar haricindeki (L) sınıfı araçlarda 30.000 TL’den, Diğer araçlarda ise 100.000 TL’den az olamayacaktır.
- Bu Kanunla ÖTV Kanununun 12. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yapılan değişiklikle, Cumhurbaşkanının motorlu taşıtlara ilişkin ÖTV oranlarını belirlerken dikkate alabileceği kriterler arasına çekiş sistemi de eklenmiştir. Böylece Cumhurbaşkanı; motor gücü, motor silindir hacmi, çekiş sistemi, menzil, batarya kapasitesi, araç cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi gibi kriterler esas alınarak farklı ÖTV oranları belirleyebilecektir.
- Bu Kanunla ÖTV Kanununun 12. maddesine eklenen (ç) bendiyle, Cumhurbaşkanına 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan taşıtlara ilişkin asgari maktu vergi tutarlarını; On katına kadar artırma, Sıfıra kadar indirme, Farklı matrah grupları oluşturmak suretiyle farklılaştırma, Motor gücü, motor silindir hacmi, çekiş sistemi, menzil, batarya kapasitesi, araç cinsi ve sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı asgari maktu vergi tutarları belirleme yetkisi verilmiştir.
11- 531 No.lu VUK Tebliğinde Yer Alan Lisansa Tabi Faaliyetlerde Teminat Uygulamasına İlişkin Düzenlemede Değişiklik Yapan 594 No.lu VUK Tebliği Yayımlandı
31/07/2026 tarih ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 594 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 531 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 531)’nde değişiklik yapıldı. Söz konusu Tebliğ ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu kapsamında lisansa tabi faaliyetlerde bulunan mükelleflere ilişkin teminat uygulamasında değişiklik yapılmıştır.
531 Sıra No.lu Tebliğin değişiklik öncesi halinde, faaliyetlerine öteden bu yana devam eden ve teminat vermekle yükümlü olan mükelleflerden, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 121. maddesi kapsamında vergiye uyumlu mükellef indirimi uygulamasından yararlanma hakkı bulunanların, verilmesi gereken teminatı beşte bir oranında verecekleri düzenlenmekteydi.
Söz konusu tebliğde yapılan değişiklikte bu hüküm aynen korunmuştur. Ancak, Tebliğe eklenen yeni düzenleme uyarınca, hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünden vergi inceleme raporu düzenlenen mükellefler tarafından; Vergi inceleme raporunun vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten, raporda yer alan hususların kesinleştiği tarihe kadar geçen sürede verilmesi gereken teminat beş katı olarak uygulanacaktır.
12- Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğde Yapılan Değişiklikler
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından, 01/08/2026 tarihli ve 33327 sayılı Resmi Gazete’de “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında (2023/5 sayılı) Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair (2026/11 sayılı) Tebliğ yayımlandı.
Söz konusu tebliğde yapılan değişiklik ve düzenlemeler özetle aşağıdaki gibidir:
- Bu tebliğin 1. maddesiyle yapılan değişiklikle;
- Düzenlemedeki “banka” tanımı “aracı banka” olarak değiştirilmiş ve aracı banka, döviz dönüşüm desteği işlemlerine aracılık eden 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3. maddesinde tanımlanan bankalar olarak tanımlanmıştır.
- “Dönüşüm kuru” tanımı güncellenmiştir. Buna göre dönüşüm kuru, dövizin Merkez Bankasına satıldığı gün Merkez Bankasınca belirlenecek usul ve esaslara göre ilan edilen döviz alış kurunu ifade edecektir.
- Tebliğe “firma kontrolü” tanımı eklenmiştir. Buna göre firma kontrolü, Sermaye ve yönetim ilişkileri çerçevesinde, doğrudan veya dolaylı olarak, bir firmada asgari %50 oranında hisseye veya asgari %50 oranında oy hakkına veya yönetim kurulu üyelerinin asgari %50’sini seçme hakkına veya yönetim kurulu üyelerinin asgari %50’sine sahip olma halini ifade edecektir.
- Bu Tebliğin 2. Maddesiyle, düzenlemenin döviz dönüşüm desteğine ilişkin “Yurt dışı kaynaklı dövizlerin Merkez Bankasına satılmasında döviz dönüşüm desteği sağlanması” başlıklı 4. maddesi tamamen değiştirilmiştir. Bu değişiklik kapsamında;
- Önceki düzenlemede yer alan firmaların döviz dönüşüm desteğinden yararlanabilmesi için Merkez Bankasınca belirlenecek süre boyunca döviz alımı yapmama taahhüdünde bulunmasına dair şart kaldırılmış, bunun yerine, destekten yararlanılabilmesi için; firmanın talepte bulunması ve Merkez Bankasınca belirlenen döviz pozisyonu oranının aşılmaması şartları getirilmiştir.
- Firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerini aracı banka aracılığıyla Merkez Bankasına satmaları halinde, dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen tutarın %2’si kadar döviz dönüşüm desteği ödenmesine ilişkin düzenleme korunmuştur. Bunun yanı sıra, tebliğde %2 olarak belirlenen destek oranı, Tebliğin geçici 1. maddesi gereği, 3101/2027 tarihine kadar %3 olarak uygulanacaktır.
- Tebliğ kapsamında firmalar tarafından Merkez Bankasına satılan dövizler, hiçbir şekilde iade edilmeyecektir.
- Merkez Bankasına satılacak dövizlerin yurt dışı kaynaklı olup olmadığı aracı banka tarafından tespit edilmekte olup, aracı bankalara bu kapsamda gerekli gördükleri tüm bilgi ve belgeleri firmalardan talep etme yetkisi verilmiştir.
- Döviz pozisyonu oranlarına ilişkin Merkez Bankasınca belirlenen sınırın aşılmaması destekten faydalanma şartı olup, bu durumun aracı bankaya tevsik yükümlülüğü destekten faydalanmak isteyen firmaların uhdesinde bırakılmıştır.
- Merkez Bankasına firmaların destek kapsamında satabilecekleri döviz tutarına veya alabilecekleri destek tutarına üst limit getirme yetkisi tanınmıştır. Firmaların destek kapsamında satabilecekleri döviz tutarına ilişkin üst limitler; firma kârlılığı ile işgücü maliyetinden oluşan katma değer tutarları dikkate alınarak, Merkez Bankasınca belirlenen yöntemle hesaplanacaktır. Belirlenen üst limitleri aşan firmaların döviz dönüşüm desteği talepleri karşılanmayacaktır. Diğer taraftan, destek kapsamında satılabilecek döviz tutarına ilişkin üst limitlerin firma kârlılığı ve işgücü maliyetinden oluşan katma değer tutarları dikkate alınarak hesaplanacağı belirtilmekle birlikte, söz konusu unsurların kapsamı ve hesaplama yöntemi Tebliğde açıklanmamıştır. Hesaplamaya ilişkin yöntem Merkez Bankasınca belirlenecektir.
- Önceki düzenlemede yalnızca Dış Ticaret Sermaye Şirketleri tarafından yurda getirilen dövizlerin, bu şirketlere ürün tedarik eden firmalar adına satılmasına ilişkin hüküm bulunmaktaydı. Yeni düzenlemeyle aracılı ihracat uygulamasının kapsamına; Dış Ticaret Sermaye Şirketleri, Sektörel Dış Ticaret Şirketleri ve Diğer aracı ihracatçılar dahil edilmiştir. Bu firmalar tarafından aracılı ihracat sözleşmesi kapsamında yurda getirilen dövizlerin, kendilerine ürün tedarik eden firmalar adına satılması mümkündür. Bu durumda önceki düzenlemeyle benzer şekilde; döviz pozisyonu oranına ilişkin tevsik işlemi tedarikçi firma tarafından aracı bankaya yapılacak, Merkez Bankası tarafından aktarılan destek tutarı aracı banka tarafından doğrudan tedarikçi firmanın hesabına aktarılacak ve Tebliğin uygulanması bakımından döviz satışının tedarikçi firma tarafından yapıldığı kabul edilecektir.
- Aracı bankaların döviz dönüşüm desteği işlemleri için firmalardan komisyon alabileceği düzenlenmiştir. Aracı bankalar tarafından alınabilecek azami komisyon oranı Merkez Bankasınca belirlenecektir.
- Bu Tebliğin 3. Maddesiyle, düzenlemeye “Gerçeğe aykırı beyan ve usulsüz kullanım” başlıklı 4/A maddesi eklenmiştir. Buna göre;
- Firmanın döviz pozisyonu oranının belirlenen sınırı aşmadığına ilişkin bildirimin gerçeğe aykırı olduğunun ya da döviz dönüşüm desteğinden usulsüz, amaca aykırı veya gerçeğe aykırı bilgi ve belge sunularak yararlanıldığının tespiti halinde, ödenen döviz dönüşüm desteği tutarları ilgili dönem boyunca oluşan kur farkı dâhil edilerek ve döviz dönüşüm desteğinin ödenme tarihinden tespit tarihine kadar geçen süre için tespit tarihinde geçerli olan Merkez Bankasının ilan ettiği en yüksek gecelik borç verme faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz tutarı ile birlikte aracı bankalarca tahsil edilerek Merkez Bankasına aktarılacaktır..
- Gerçeğe aykırı beyan veya usulsüz kullanımın tespit edilmesi halinde ilgili firmanın; Döviz dönüşüm desteği talepleri, Merkez Bankası kaynaklı kredi başvuruları ve Merkez Bankası kaynaklı kredi başvuruları ve kullanım talepleri tespit tarihinden itibaren Merkez Bankasınca ihlal tutarları ve tekerrür hususları da dikkate alınarak belirlenen süreler boyunca kabul edilmeyecektir. (Önceki düzenlemede, usulsüz yararlanan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan firmaların Merkez Bankası kaynaklı kredi kullanım taleplerinin üç yıl süreyle kabul edilmemesi öngörülmekteydi)
- Gerçeğe aykırı beyan veya usulsüz kullanım halinde, ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına Merkez Bankasınca karar verilecektir.
- Gerçeğe aykırı beyan veya usulsüz kullanım nedeniyle hesaplanan tutarın ilgili firma tarafından ödenmesine kadar; ilgili firmanın kontrol ettiği firmaların, ilgili firmayı kontrol eden firmaların ve ilgili firmayı kontrol eden gerçek veya tüzel kişilerin kontrol ettiği firmaların döviz dönüşüm desteği talepleri ile Merkez Bankası kaynaklı kredi başvuruları ve kullanım talepleri kabul edilmeyecektir. Aracı bankalar, bu kapsamdaki firmaları Merkez Bankasına bildirmekle yükümlüdür. Önceki düzenlemede grup firmaları tarafından verilen döviz almama taahhütlerinin ana ortaklığı da bağlayacağı belirtilmekteydi. Yeni düzenlemede ise döviz almama taahhüdü kaldırılmış; bunun yerine yaptırım kapsamına girecek firmalar “firma kontrolü” tanımı esas alınarak belirlenmiştir.
- Aracı bankalara yeni yükümlülükler getirilmiştir. Bu kapsamda aracı bankalar; şüpheli döviz dönüşüm desteği işlemlerini Merkez Bankasına bildirmek ve Merkez Bankası tarafından geri alınmasına karar verilen tutarın kendilerine bildirilmesinden itibaren bir ay içinde Merkez Bankasına aktarılması için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Söz konusu tutarın bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde Merkez Bankasına aktarılmaması halinde, Merkez Bankası bildirime konu tutarı aracı bankanın Merkez Bankası nezdindeki hesaplarından resen tahsile yetkilidir.
- Bu Tebliğin 4. Maddesiyle düzenlemenin “Döviz alımı yapmama taahhüdünün yerine getirilmemesi” başlıklı 6. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kalkan maddede; Döviz almama taahhüdüne aykırılık, usulsüz yararlanma ve gerçeğe aykırı beyan, aracılı ihracat, grup firmalarının taahhütleri, destek ve Merkez Bankası kaynaklı kredi kullanımına ilişkin yaptırımlar ile aracı bankaların sorumluluğu düzenlenmekteydi. Bu tebliğ ile döviz almama taahhüdü uygulamasına son verilmiş; usulsüz kullanım ve gerçeğe aykırı beyana ilişkin hükümler 4/A maddesinde, aracılı ihracata ilişkin hükümler ise 4. maddenin yedinci fıkrasında yeniden düzenlenmiştir.
- Bu Tebliğin 5. Maddesiyle, düzenlemeye “Destek ödemesi işlemleri ile ilgili inceleme yapılması” başlıklı 6/A maddesi eklenmiştir. Buna göre;
- Merkez Bankası, bu Tebliğ kapsamında firmalardan kendi belirleyeceği bilgi ve belgelerin aracı bankaya veya kendisine ibrazını talep edebilir. Talep edilen bilgi ve belgeyi Merkez Bankasına sunmayan firmaların döviz dönüşüm desteği talepleri kabul edilmez ve döviz satışı yapılmış olması halinde sattıkları dövizler iade edilmez.
- Merkez Bankası, firmalarca sunulan veya diğer kaynaklardan edinilen bilgi ve belgeler üzerinden yapacağı değerlendirme sonucunda şüpheli veya gerekli gördüğü firmaları incelemeye alabilir. Bu incelemeyi aracı bankaya yaptırabileceği gibi kendisi de yapabilir. İncelemenin aracı banka tarafından yapılmış olması, aracı bankanın Merkez Bankasınca daha sonra yapılacak denetim veya incelemeler ile bu Tebliğ ve ilgili diğer düzenlemeler kapsamındaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
- İncelemeye alınan firmalara, Merkez Bankasınca belirlenecek inceleme süresinin sonuna kadar döviz dönüşüm desteği ödenmez.
- İnceleme sonucunda usulsüzlük, gerçeğe aykırı beyan, amacına aykırı kullanım tespit edilmesi halinde firmanın döviz dönüşüm desteği talebi reddedilir. Döviz dönüşüm desteği talebi reddedilen firma hakkında bu Tebliğin 4/A maddesinin birinci fıkrası uygulanır. İnceleme sonucunda, sayılan hallerin tespit edilmemesi halinde incelemenin sonuçlandırıldığı tarihten itibaren firmanın döviz dönüşüm desteği talebi kabul edilir. Merkez Bankası, şüpheli gördüğü işlemlere ilişkin belirleyeceği tedbirlerin alınmasını aracı bankalardan isteyebilir.
- Bu tebliğin 6. maddesiyle düzenlemenin geçici 1. Maddesinin ilk fıkrasında yer alan 31/07/2026 ibaresi 31/01/2027 olarak değiştirilmiş olup; böylelikle, normalde %2 olan döviz dönüşüm desteği oranının geçici olarak %3 oranında uygulanacağı süre, 31/01/2027 tarihine kadar uzatılmıştır.
- Bu tebliğin 7. Maddesiyle düzenlemeye geçici 2. ve 3. Maddeler eklenmiştir. Buna göre,
- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce firmalarca verilen döviz almama taahhütlerinin yerine getirilmemesi halinde, bu maddeyi ihdas eden Tebliğ ile yürürlükten kaldırılan hükümler uygulanacaktır. Dolayısıyla, 1 Ekim 2026 tarihinden önce verilen döviz almama taahhütleri bakımından önceki Tebliğ hükümleri geçerliliğini koruyacaktır.
- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce döviz dönüşüm desteğinden usulsüz olarak yararlanan veya Merkez Bankasına ya da bankalara gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen firmaların döviz dönüşüm desteği talepleri ile Merkez Bankası kaynaklı kredi başvuruları ve kullanım talepleri, Merkez Bankasınca ihlal tutarları ve tekerrür hususları da dikkate alınarak belirlenen süreler boyunca kabul edilmeyecektir.
12- 2027 Yılında Uygulanacak Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi.
29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29/1-b maddesinde, binalar için vergi değerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca müştereken tespit ve ilan edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile aynı maddenin (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31. madde uyarınca hazırlanmış bulunan 29/2/1972 tarihli ve 7/3995 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümlerinden yararlanmak suretiyle hesaplanan bedel olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, emlak vergisine esas olmak üzere 2027 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan 90 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan cetvelde belirtilen tutarlarda tespit edilmiştir.
Söz konusu tebliğ ekinde yer alan, 2027 Yılında Binaların Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedellerini Gösterir Cetvele aşağıdaki bağlantıdan ulaşılması mümkündür.
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260806-3-1.pdf
13- Vergi Denetim Kurulu’nca İncelemeye Hazırlık Dosyası Rehberi Çıkarıldı.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından uygulamaya alınan İncelemeye Hazırlık Dosyası, OECD tarafından geliştirilen Vergi İçin Standart Denetim Dosyası (SAF-T) yaklaşımının ülkemizin denetim ihtiyaçları, teknolojik altyapısı ve vergi uygulamaları dikkate alınarak geliştirilen Türkiye uyarlamalarından biridir. Amacı, vergi incelemelerinde talep edilen bilgi ve belgelerin standartlaştırılmış, elektronik ortamda hazırlanabilir ve yeniden kullanılabilir bir yapıya kavuşturulması; böylece hem mükellefler hem de Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı açısından denetim süreçlerinin daha verimli yürütülmesidir.
Vergi Denetim Kurulu’nca; mükelleflerin ve meslek mensuplarının inceleme süreçlerinde hangi bilgi ve belgelerin talep edildiğini önceden bilmeleri, bunları doğru formatta hazırlayabilmeleri ve süreci mümkün olan en kolay şekilde tamamlayabilmeleri amacıyla “İncelemeye Hazırlık Dosyası Rehberi” (VDK-İHD) çıkarılmıştır.
Bu rehberde, İncelemeye Hazırlık Dosyasının temel yaklaşımı, uygulama esasları, teknik mimarisi ve modülleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
İncelemeye Hazırlık Dosyası, mükellefler tarafından olası bir vergi incelemesinde vergi müfettişlerine ibrazı gereken bilgi ve belgelerin belirlenen standart ve formatlarda hazır bulundurulmasını gerektiren bir uygulama mahiyetindedir.
İncelemeye Hazırlık Dosyası, mükellefler tarafından Dilekçe ve Bilgi Verme Sistemi üzerinden hazırlanacaktır. Vergi Denetim Kurulu tarafından gönderilecek, İncelemeye Hazırlık Yazısında; İncelemeye konu işlemler, cevaplandırılması gereken sorular, sunulması istenen bilgi ve belgeler, dosyanın hazırlanması için verilen süre, sisteme ve kullanım rehberlerine erişim bilgileri yer alacaktır.
Mükellefler, yazıda belirtilen süre içerisinde sisteme giriş yaparak soruları cevaplayabilecek, açıklamalarını sunabilecek ve talep edilen bilgi ve belgeleri ilgili işlem veya soru başlığıyla ilişkilendirerek elektronik ortamda sisteme yükleyebilecektir.
Vergi Denetim Kurulu’nca İncelemeye Hazırlık Dosyası uygulamasından; Bilgi ve belgelerin inceleme öncesinde düzenli ve karşılaştırılabilir bir yapıda hazırlanması, talep edilen belgelerin ilgili işlemlerle doğrudan ilişkilendirilmesi, eksik bilgi ve belgelerin inceleme başlamadan önce tespit edilebilmesi, fiziki belge teslimi ve ayrı yazışma ihtiyacının azaltılması, aynı bilgi ve belgelerin inceleme sürecinde yeniden istenme ihtimalinin en aza indirilmesi, mükelleflerin inceleme sürecine daha hazırlıklı katılması ve vergi incelemelerinin daha hızlı, odaklı ve etkin yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Elektronik ortamda hazırlanan dosya, incelemenin başlamasının ve incelemeyi yürütecek Vergi Müfettişinin görevlendirilmesinin ardından görevli Vergi Müfettişinin erişimine açılacaktır.
İncelemeye Hazırlık Dosyasının hazırlanması amacıyla gönderilen yazı, İncelemeye Başlama Bildirimi niteliğinde değildir. Bu yazının tebliğ edilmesi veya dosyanın hazırlanarak Başkanlığa gönderilmesiyle vergi incelemesine başlanmış sayılmaz.
Vergi incelemesi, ilgili mevzuat kapsamında düzenlenecek İncelemeye Başlama Bildiriminin mükellefe tebliğ edilmesiyle başlayacaktır.
Ayrıca dosyanın hazırlanması veya sisteme gönderilmesi; mükellef hakkında vergisel bir eleştiri yapıldığı, vergi kaybının kesin olarak tespit edildiği anlamına da gelmemektedir. Vergisel değerlendirmeler, inceleme başladıktan sonra görevli Vergi Müfettişi tarafından ilgili mevzuat, mükellef açıklamaları ile inceleme dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek yapılacaktır.
İncelemeye Hazırlık Yazısında dosyanın hazırlanarak Başkanlığa gönderilmesi için tanınan süre ayrıca belirtilecektir. Mükelleflerin verilen süre içerisinde; Dilekçe ve Bilgi Verme Sistemine giriş yapılması, İncelemeye Hazırlık Dosyasında yer alan soruların cevaplandırılması, talep edilen bilgi ve belgelerin sisteme yüklenmesi, hazırlanan dosyanın sistem üzerinden Başkanlığa gönderilmesi işlemlerini tamamlaması gerekmektedir. Verilen sürenin yeterli olmaması halinde, süre sona ermeden önce gerekçeli ek süre talebi sistem üzerinden iletilebilecektir.
Bunun yanında, sunulan bilgi ve belgelerin eksik, çelişkili veya yanıltıcı olduğunun anlaşılması ya da inceleme sırasında ilave bilgi ve belgeye ihtiyaç duyulması halinde, inceleme başladıktan sonra görevli Vergi Müfettişi tarafından ek veya tamamlayıcı bilgi ve belge talep edilebilecektir.
Vergi Denetim Kurulu tarafından yayımlanan bu rehbere aşağıdaki linkten ulaşılabilmesi mümkündür.
https://ms.hmb.gov.tr/uploads/sites/17/2026/08/IHD-Ana-Rehber-5855ca919c316ef4.pdf
14- Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapıldı
09/08/2026 tarih ve 33335 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11572 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda değişiklikler yapılmıştır.
Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararıyla; proje bazlı yatırımlara ilişkin başvuru ve değerlendirme süreçlerinde değişiklik yapılmış, fizibilite raporlarının hazırlanmasında kalkınma ve yatırım bankalarına görev verilmiş, yatırımların izlenmesine yönelik yeni raporlama yükümlülüğü getirilmiş, yatırıma başlama şartları yeniden düzenlenmiş ve proje fizibilite formatı değiştirilmiştir.
Söz konusu Cumhurbaşkanı kararına aşağıdaki linkten ulaşılması mümkündür.
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260809-8.pdf
15- Motorin Eşel Mobil Sisteminden Çıkarıldı ve ÖTV Tutarları Kademeli Olarak Yeniden Belirlendi
13/08/2026 tarihli ve 33339 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11606 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 2710.19.43.00.11 ve 2710.20.11.00.11 G.T.İ.P. no.larında kayıtlı motorin türleri, akaryakıt ürünlerinde ÖTV tutarlarının uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurlarındaki değişimlere bağlı olarak ayarlanmasını öngören 10995 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamından (Eşel Mobil sisteminden) çıkarılmış ve söz konusu motorin türleri için uygulanacak özel tüketim vergisi tutarları dönemler itibarıyla yeniden belirlenmiştir.
16-YMM Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Zorunluluğu 01/01/2027 Tarihine Ertelendi
24 Aralık 2025 tarihli ve 33117 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında (1 Sıra No.lu) Tebliğ ile karşıt inceleme tutanaklarının; 01/01/2026 tarihinden itibaren ihtiyari olarak, 01/07/2026 tarihinden itibaren ise zorunlu olarak Dijital Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda oluşturulması, onaylanması ve gönderilmesi gerektiği belirtilmişti.
21/08/2026 tarih ve 33347 sayılı Resmi Gazete’de “Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında (1 sıra No.lu) Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair (2 Sıra No.lu) Tebliğ ile YMM karşıt inceleme tutanaklarının elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin zorunluluk 01/07/2026 tarihinden 01/01/2027 tarihine ertelenmiştir.
Buna göre YMM karşıt inceleme tutanaklarının elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin uygulama 31/12/2026 tarihine kadar ihtiyari olarak devam edecek, karşıt inceleme tutanaklarının yalnızca elektronik ortamda düzenlenmesi ve gönderilmesi zorunluluğu ise 01/01/2027 tarihinden itibaren devreye girecektir.
17-MİHENK Sistemi Risk Analiz Merkezinde Devreye Alındı
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan duyuruda, VDK-MİHENK Sisteminin Risk Analiz Merkezinde devreye alınarak merkezi risk analiz çalışmalarında kullanılmaya başlandığı belirtilmiştir. Duyuruya göre;
VDK-MİHENK; başta e-belgeler olmak üzere Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı kullanımında bulunan mali verilerin yapay zekâ ve büyük veri analitiği yöntemleriyle değerlendirilmesine imkân sağlayan yeni nesil bir risk analiz sistemi olup, bu sistemin; çok sayıda ekonomik işlemi birlikte değerlendirerek mal ve hizmetlere ilişkin fiyat, maliyet, satış hacmi ve diğer ekonomik göstergeler arasındaki ilişkilerin analiz edilmesine olanak sağladığı belirtilmektedir. Yine mevcut altyapıda fiyat, maliyet, kârlılık ve sektörel marj analizlerinin yapılabilmesi MİHENK’in temel kabiliyetleri arasında olduğu öngörülmektedir.
Ayrıca bu sistem ile özellikle transfer fiyatlandırması, emsallere uygunluk ve kazancın ilişkili kişiler arasında fiyatlama yoluyla aktarılmasına yönelik risklerin belirlenmesi bakımından etkin kullanılması hedeflenmektedir.
Bu kapsamda sistem, transfer fiyatlandırması çalışmalarında emsal fiyat veritabanı olarak kullanılacak ve ilişkili kişiler arasındaki fiyatların benzer bağımsız işlemlerle karşılaştırılması yapılabilecektir.
Sistemin, yalnızca emsallerine göre yüksek fiyatlanan işlemleri değil, emsallerine göre düşük fiyatlanan işlemleri de analiz edebilecek şekilde tasarlanmıştır.
Bu sistemin sağladığı önemli imkânlardan biri, emsal analizlerinin sınırlı sayıdaki örnek veya münferit işlemler yerine çok sayıda gerçek ekonomik işlemden oluşan veri setleri üzerinden gerçekleştirilebilmesidir.
Sistem sayesinde, emsal analizlerinde; işlemin niteliği, miktarı, zamanı, ticari koşulları ile coğrafi ve sektörel farklılıklar gibi unsurlar karşılaştırılarak değerlendirilebilecektir. Sistem teknik olarak Türkiye geneli yanında il, ilçe ve bölge düzeyinde karşılaştırma yapılmasına da imkân sağlamaktadır.
E-belge verilerinin kısa süre içerisinde sisteme yansıması sayesinde güncel işlemler üzerinden analiz yapılabilecek olup, mevcut altyapıda belirli mal veya hizmetlere ilişkin işlemlerin yaklaşık dört günlük veri gecikmesiyle analiz edilebilmesi mümkündür.
VDK-MİHENK’in geliştirme çalışmalarının ikinci fazında sektörel kâr marjı analizleri devreye alınacaktır. Bu sayede analizler yalnızca mal veya hizmetlerin işlem fiyatları üzerinden değil, mükelleflerin ve işlem gruplarının kârlılık göstergeleri üzerinden de gerçekleştirilebilecektir.
Böylece MİHENK’in ilk fazında ağırlıklı olarak işlem ve fiyat verilerinden hareketle gerçekleştirilen analizler, ikinci fazda sektörel kârlılık ve marj göstergeleriyle daha kapsamlı hale getirilecektir.
MİHENK tarafından tespit edilen fiyat veya kârlılık farklılıkları tek başına vergisel uyumsuzluk veya eleştiri anlamına gelmemektedir. Sistem tarafından üretilen analiz ve göstergeler nihai bir vergisel tespit olmayıp merkezi risk analiz çalışmalarında kullanılacak analitik çıktılar niteliğindedir.
SAYGILARIMLA
Yusuf ÖZER
YMM-Bağımsız Denetçi
Vergi Hukuku ve Uygulamaları Bilim Uzmanı











