İçindekiler
ToggleSürekli Zararına Satış ve Vergileme: Olmayanın İspatı Kime Ait? Danıştay VDDK Kararıyla Netleşenler
Ticari hayatın dinamikleri gereği, işletmeler bazen zararına veya emsalinden düşük bedelle satış yapmak durumunda kalabilir. Ancak vergi idaresi için bu durum, özellikle uzun süre devam ettiğinde, kayıt dışı hasılat veya örtülü kazanç şüphesi yaratır. Vergi mevzuatımızda bu durumu denetlemeye yönelik düzenlemeler bulunsa da, ilişkili olmayan kişiler arasındaki işlemlerde ispat yükümlülüğünün kime ait olduğu her zaman tartışmalı bir konu olmuştur. Bugün, bu önemli hukuki tartışmayı Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun (VDDK) 2025 tarihli yeni bir kararı ışığında inceliyoruz.
1. Vergi Mevzuatındaki Güvenlik Önlemleri:
Vergi Kanunlarımız, emsal bedelin altında yapılan satışlara karşı iki temel güvenlik mekanizması sunar:
- Katma Değer Vergisi Kanunu (KDV) Madde 27: Satış bedelinin emsal bedeline göre açıkça düşük olması ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple açıklanamaması durumunda KDV matrahı olarak emsal bedel dikkate alınır.
- Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 13 (Transfer Fiyatlandırması): Bu düzenleme, yalnızca ilişkili kişiler arasındaki işlemleri kapsar. İşlemde emsallere uygunluk ilkesine aykırılık varsa, emsal bedel üzerinden vergi tarhiyatı yapılır.
2. İlişkili Olmayan Kişiler Arasındaki Düşük Bedelli Satışın Boyutu:
KVK Madde 13’ün kapsamı ilişkili kişilerle sınırlı olduğundan, bugünün temel tartışma konusu şudur: İlişkili olmayan kişilerle emsalinden düşük bedelle yapılan satışlar, tek başına Kurumlar Vergisi tarhiyatı için yeterli midir?
Ticari icaplar, nakit ihtiyacı, stok eritme veya pazar payı kazanma gibi pek çok haklı neden, emsalinden düşük veya zararına satışı makul kılabilir. Vergi mevzuatı da bu durumu tek başına bir tarhiyat sebebi olarak görmez.
3. Tarhiyatın Yapılabilmesi İçin Aranan Temel Şart:
İlişkili olmayan kişilerle yapılan işlemlerde, vergi idaresinin tarhiyat yapabilmesi için, iddia edilenin gerçekleşmesi gerekir: Yani, faturada gösterilenin üzerinde bir hasılat elde edildiği ve bu hasılatın kayıt dışı bırakıldığı somut olarak ispatlanmalıdır.
4. Olmayanın İspatı ve İspat Yükümlülüğü Tartışması:
Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 3 gereği, bir durumu iddia eden tarafın bunu ispat etmesi esastır. Vergi İdaresi, emsal bedel ile fatura bedeli arasındaki fark kadar hasılatın kayıt dışı bırakıldığını iddia ediyorsa, ispat yükümlülüğü İdare’ye aittir.
Ancak İdare, “uzun süre zarar etmenin iktisadi icaplara uygun olmadığı” tezini öne sürerek, mükelleften elde edilmeyen hasılatı elde etmediğini ispatlamasını (bir bakıma olmayanı ispatlamasını) bekleyebilir. Bu, pratikte mükellefler için büyük bir sorun yaratmaktadır.
5. Danıştay VDDK’dan Tarihi Netleştirme (30.04.2025 Kararı):
Taşıt ticareti yapan bir kurumun, ilişkili olmayan kişilere sürekli zararına yaptığı satışlar nedeniyle Kurumlar Vergisi tarhiyatına maruz kalması üzerine başlayan dava süreci, en üst merci olan Danıştay VDDK’da netleşmiştir.
VDDK, ısrar kararını incelerken şu hususları kesinleştirmiştir:
- KVK Madde 13 (Örtülü Kazanç) Şartları Yoksa: Emsalinden düşük bedel tespiti, tek başına Kurumlar Vergisi tarhiyatına gerekçe oluşturmaz.
- Ticari Teamüllere Uygunluk: Ekonomik kriz, nakit ihtiyacı gibi nedenlerle zararına satış yapılması, ticari teamüllere uygun, normal ve mutat bir durumdur.
- Nihai İspat Yükümlülüğü: İlişkili kişiler hariç, sadece emsal bedelin altında satış yapıldığı tespitiyle kayıt dışı hasılat iddiası varsa, bu hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakıldığının ispat yükümlülüğü İDARE’ye aittir.
Sonuç:
Danıştay VDDK’nın bu kararı, vergi incelemelerinde mükelleflerin elini güçlendirmektedir. İlişkili olmayan kişilerle yapılan işlemlerde, Vergi İdaresi’nin sadece emsal bedel mukayesesi yaparak tarhiyat yapması artık hukuken çok daha zayıf bir zemin üzerine oturmaktadır. İdare, düşük bedelin arkasında yatan kayıt dışı hasılatı somut bilgi ve belgelerle ispatlamak zorundadır.














